Boş Levha
Okunmaya Değer İçerikler

Waking Life / Hayata Uyanmak

0

Amerikalı yönetmen Richard Linklater’in Waking Life (Hayata Uyanmak) adlı filmi ikilemler üzerinden ilerleyen bir sinema diliyle olağanüstü bir görsel ve felsefi şölen sunuyor.

Film, insanın bu dünyadaki varoluşunun anlamını çözmeye çalışan bir karakterin içsel yolculuğundan yola çıkıyor.

Dijital kamerayla çekilen film daha sonra bilgisayar yardımı ile animasyon görüntüsüne yaklaştırıldı.Ortaya çıkan görüntü boyanmış gerçek görüntüleri çağrıştırıyor.Bu yeni animasyon teknolojisi ise Bob Sabiston tarafından yaratıldı.

Karakterler, eşyalar bir boşlukta sallanıyor izlenimi veriyor insana.

Waking Life, rüya içinde rüya gören bir adamın felsefe dolu 99 dakikası aslında.

Film İncelemesi:Waking Life

Evrim

Burada ilginç olan üç sistem görürsün: biyolojik, antropolojik– kentlerin, kültürlerin gelişimi- ve insanın kendini ifade etmesi demek olan kültürel sistem.

Şimdi burada gördüğün, kitlelerin evrimidir, bireylerin evrimi değildir.

Ve ek olarak, burada söz konusu olan zaman çizelgesine bakarsan, 2 milyar yıl hayatın evrimi, 6 milyon yıl hominidlerin, 100.000 yıl insanlığın, bildiğimiz kadarıyla- evrim paradigmasının gittikçe yakınlaşan niteliğini görmeye başlıyorsun.

Sonra sen tarım devrimine, bilimsel devrime, ve endüstriyel devrime ulaştığında bakacaksın ki 10.000 yıl, 400 yıl, 150 yıl geçmiş olacak.

Zamanın evrilmesine daha da yakından bakmış oluyorsun.

Bunun anlamı, biz yeni bir evrime doğru gidiyoruz demek onu gerçekleşirken görebileceğimiz noktaya kadar yakınlaşacağız daha hayattayken, kendi kuşağımızda görebileceğiz.

Yabancılaşma

Kendi yıkımını hazırlayan insan kendini yabancılaşmış, sonuna kadar yalnız hisseder.Toplumun dışındadır.

Kendi kendine şöyle der: “deliriyorum galiba”

Anlamadığı şudur: toplum da tıpkı kendisi gibi büyük zarar ve felaketlerden karlı çıkar.

Bu savaşlar, kıtlıklar, su baskınları ve depremler çok belirli gereksinimleri karşılarlar.

İnsanlar kaos ister.Doğrusu buna gereksinimleri de vardır.

Durgunluklar, çatışmalar, halk hareketleri, cinayet, hepsi korkunç.

Ölüm ve yıkımın yarattığı bu karşı konulmaz orji durumunun içine çekilmişiz neredeyse.

Hepsi içimizde.İçinde olmaktan zevk alıyoruz.

Varoluşçuluk

 Varoluşçuluk çoğunlukla umutsuzluk felsefesi olarak anlaşılır.

 Ama bence bu doğru değil.

 Sartre bir zamanlar kendisiyle yapılan bir röportajda hayatında bir gün bile umutsuzluğa kapılmadığını söylemişti.

 Ama bu adamlar okunduğunda ortaya çıkan bir şey var hayata dair bir bulantı duygusu değil, daha çok kendi hayatına egemen olmaktan gelen gerçek bir coşku.

İnsan

Dünyada iki çeşit acı çeken insan vardır: yaşama sevinci eksikliği çekenler ve yaşama sevinci fazlalığından muzdarip olanlar.

 Ben hep kendimi ikinci kategoriye sokmuşumdur.

 Bunu düşündüğünde, neredeyse bütün insan davranış ve eylemleri, temelde hayvan davranışlarından farklı değildir.

 En ileri teknolojiler ve ustalık bizi en fazla süper şempanze düzeyine getirir.

Örneğin Platon ya da Nietzsche ile ortalama insan arasındaki uçurum şempanze ile ortalama insan arasındaki uçurumdan daha büyüktür.

Hayaller

Bir keresinde bir arkadaşım şunu söylemişti yapacağın en kötü hata hayatın bekleme odasında gerçekten de uyuyorken yaşadığını düşünmektir.

 Kurnazlık, senin uyanıkkenki akıl yeteneklerinle düşlerindeki sonsuz olanakları birleştirmektir.

 Eğer bunu yapabilirsen herşeyi yapabilirsin.

 Hiç nefret ettiğin ve gerçekten de sıkı çalıştığın bir işin oldu mu?

 Uzun, sıkı bir çalışma günü.

 Sonunda evine gidersin yatarsın, gözlerini yumarsın.

 Ve birden kalkar ve farkına varırsın ki o gün boyu çalışma sadece bir rüyaymış.

İçine uyandığın hayatı asgari ücrete satmak yeterince kötüyken, şimdi bir de rüyalarını bedavaya alırlar.

Özgürlük

 

Şimdi 21.yüzyıldayız… ayağa kalkma ve kendimizi bu fare labirentine sıkıştırdığımızı anlama zamanıdır. İnsanlıktan çıkmaya boyun eğmemeliyiz.
Seni tanımam ama bu dünyada ne olduğuyla ilgileniyorum. Yapı ile ilgileniyorum. Denetleme sistemleriyle ilgileniyorum, hayatımı kontrol eden ve hep kontrol etmeye çalışacak olan…
Özgürlük istiyorum! Tek istediğim bu!
Senin de istemen gereken bu!

Uyan!

Hep uyanmayı düşünüyorum, ama hala rüyadayım.

Sonsuza dek sürecek sanki.

Ondan kurtulamıyorum.

Gerçekten uyanmak istiyorum.

Sen nasıl uyanıyorsun?

Bilmem.

Pek başarılı olduğum söylenemez.

Ama düşündüğün buysa Yapmalısın.

Kalkabiliyorsan kalkmalısın çünkü birgün bunu yapamayacaksın.

Yalnızca, mmm-

Ama çok kolay.

Tek yapman gereken

Uyan!

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.