Bencil Ruhlar

0

Yer ile yeksan olmuş bir failin yıkıntılarından seslendim sana

”Beni birazcık sever misin?” dedim.

Gözlerimin içine dalıp çırpınan ruhumu kurtaracakken;

bende çok ümitlenmiştim üstelik,

”Yorgunum” dedin.

”Beni biraz anlar mısın?”

Yaralarımızı karşılıklı sarabilecekken kendi çaresizliğimize tutulmamız ayırdı bizi.

Kolay atılan o kördüğümler değil midir zaten hep çözülmeyi bilmeyenler.

Ah bizim sonradan fark edişlerimiz, çırpınıp çırpınıp son anda vazgeçişlerimiz.

Nedir bizi kendimize bu kadar düşkünleştirirken, diğerlerinden alıp götüren.

Bunlar hakkında uzun uzadıya konuşmak isterdim seninle,

ama ”kendim” için biraz sevgi dilenmeliyim önce.

Seni anlayabilmem için birinin de beni sevmesi gerek çünkü.

Düşündüğüm şeyleri uygulama noktasında eksiğim farkındayım

işte buda benim zayıflığım.

Ama buna rağmen ümitliyim değişeceğimden

açık kapılar, gülen çocuklar, masmavi bulutlar olduğu sürece.

Sonrası biraz muamma işte.

Kendinde ne eksikse hep onu arar ya insan durmadan başkasında

tam olarak kendi olamayınca yazdığı satırlar bile eksik kalıyor inan.

Hiç kuşkusuz yine kendine dönüyor, merkezine alıyor kendisini.

Ne yaparsa yapsın işte kurtulamıyor benlik bilincinden.

İşte bendeki o ben de biraz sevilmek istiyor ki göğün mavisini her daim görebilsin.

Soruyu değiştirip tekrar sorsam bir faydası olur mu sahi?

Mesela; Beni sevebilmen için ne yapmalıyım?

Tokat gibi yüzüme inen cevabın gözlerinden okundu aslında,

yine de ses verdin;

”Beni biraz anlamalısın.”

 

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.