Liberalizm Nedir? Temel İlkeleri ve Temsilcileri

0

Liberalizm nedir kısaca bahsedersek; Liberalizm, bireysel özgürlüğü en önemli siyasi amaç olarak gören ve bireysel hakları ve fırsat eşitliğini vurgulayan geniş bir politik felsefedir. Liberalizm terimi “liberal” ( “serbest” veya “köle olmayan” anlamına gelir) Latince “Liber” türetilmiştir.

Liberalizmde toplumun değişmez ve dokunulmaz insan haklarına, özellikle de yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarına uygun olarak örgütlenmesi gerektiğine inanmaktadır. Aynı zamanda, geleneklerin içsel bir değer taşımadığını, toplumsal pratiklerin insanlığın daha büyük yararı için sürekli olarak ayarlanması gerektiğini ve temel varsayımların olmaması gerektiğini savunur.

Liberalizm nedir? Batı politik felsefesindeki başlıca doktrinlerden biridir. Temel değerleri tipik olarak bireysel özgürlük ve eşitlik olarak ifade edilir. Yine de liberalizmi demokrasi, kapitalizm, din özgürlüğü ve insan hakları ile ilişkilendirmek tipik bir şeydir. Liberalizm çoğunlukla İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde savundu. Liberalizmin gelişmesine en çok katkıda bulunan yazarlar arasında John Locke (1632-1704) ve John Stuart Mill (1808-1873).

John Locke

Liberalizm Temsilcileri

Liberalizmin ilk büyük düşünürü İngiliz filozof John Locke’dur. Locke, toplumsal ve siyasi varoluşu, başlangıçta doğal halinde yaşayan insanların kendi aralarında anlaşma yoluyla devleti kurdukları varsayımıyla temellendirir. Locke göre insanlar doğa halinden “uygar” siyasi topluma geçerken doğal haklarını saklı tutmuşlar ve devleti bu hakları korumakla görevlendirmiş ve yetkilendirmişlerdir.

“İskoç Aydınlanması” olarak bilinen düşünce akımı, 18. yüzyılda esas olarak David Hume, Adam Smith ve Adam Ferguson’ın (1723-1816) görüşleri etrafında şekillenmiştir. Bu geleneğin temel kabulleri “kendiliğinden düzen” ve “doğal özgürlük sistemi” kavramlarında ifadesini bulmaktadır. İskoç Aydınlanması geleneğinin en son büyük temsilcisi F. A. Hayek’tir (1899-1992).

Faydacılığın etkisi altında olanları dışında, liberaller genellikle Immanuel Kant’tan (1724-1804) az veya çok etkilenmişlerdir. Bu etki Kant’ın özellikle kişisel özerklik (autonomy) kavramı ve evrenselci adalet anlayışı çerçevesinde kendini göstermektedir. Kant aynı zamanda liberalizmin akılcı temellerinin de kaynağıdır. Günümüzde Kantçı liberalizm başlıca Amerikalı siyaset felsefecileri John Rawls (1921-) ve Ronald Dworkin (1938-) tarafından temsil edilmektedir.

Adam Smith, Ulusların Zenginliği’ndeki liberal ihracat ve ithalat sistemi ifadesiyle liberal kavramını ilk kullanan yazar olmuştur. Zamanla kullanımı yaygınlaşan kavram, yüzyılın ortalarına ve sonlarına doğru siyaset sözlüğüne iyice yerleşerek bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler ifadesinin yerini almış ve düşünce özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve serbest ticareti savunanların adlandırılmasında kullanılan etiket durumuna dönüşmüştür.

Liberalizmin Tarihi

Liberal olarak tanımlanabilecek politik ve toplumsal davranışlar, insanlık tarihi boyunca bulunabilir ancak tam teşekküllü bir doktrin olarak liberalizm, yaklaşık olarak üç yüz elli yıl öncesine, özellikle de Kuzey Avrupa, İngiltere ve Hollanda’ya kadar uzanabilir. Bununla birlikte, liberalizmin tarihinin, özellikle de Floransa’da, 1300 ve 1400’lerde, Rönesans sırasında zirveye ulaşan, Orta Avrupa’da ortaya çıkan hümanizm tarihi ile bağdaştırıldığına dikkat edilmeli.

Son kökenlerine rağmen, liberalizmin modern Batı toplumundaki kilit rolünü ifade eden bir eklemli tarihi vardır. Amerika (1776) ve Fransa (1789) ‘daki iki büyük devrim, liberalizmin arkasındaki temel fikirlerin bazılarını ortaya çıkardı: demokrasi, eşit haklar, insan hakları, devlet ile din arasındaki ayrılık ve din özgürlüğü, bireysel iyiliğe odaklanma…

19.yüzyılda yeni başlayan sanayi devriminde ortaya atılan yeni ekonomik ve sosyal koşullarla yüzleşmek zorunda olan liberalizmin değerlerinin yoğun bir şekilde arıtıldığı bir dönemdi. Sadece John Stuart Mill gibi yazarlar, liberalizme temel bir katkı sağlamışlar, konuşma özgürlüğü, kadın ve kölelerin özgürlükleri gibi felsefi dikkat konularına getirmişlerdir ama aynı zamanda sosyalist ve komünist doktrinlerin doğuşu, Karl Marx ve Fransız ütopistlerin etkisi altında diğerleri arasında liberalleri kendi görüşlerini ve daha tutarlı siyasi gruplara bağlamayı zorladılar.

20.yüzyılda, Ludwig von Mises ve John Maynard Keynes gibi yazarlar tarafından değişen ekonomik duruma uyum sağlamak için liberalizm yeniden düzenlenmiştir. Bütün dünyada ABD tarafından yayılan siyaset ve yaşam tarzı, en azından pratikte prensipte olmasa da liberal yaşam tarzının başarısına kilit bir dürtü verdi.

Son yıllarda liberalizm, kapitalizmin ve küreselleşmiş toplumun krizinin acil meselelerini ele almak için de kullanıldı. 21. Yüzyılın merkezi safhasına girdiği sırada, liberalizm hala politik liderlere ve bireysel vatandaşlara ilham veren itici bir doktrindir.

Liberalizmin Türleri

Liberalizm, Klasik Liberalizm ve Sosyal Liberalizm içinde iki ana düşünce akımı vardır:

Klasik Liberalizm

Özgürlüğün bireylerin ekonomik özgürlüklerini baskılayan zorlayıcı yöntemlerden uzak durulmasını savunur. Vatandaşların refahının, devletin en önemli sorumluluğu olduğunu vurgular. ”Negatif özgürlük” anlayışına sahiptir. Sivil ve politik özgürlük, hukukun üstünlüğü ve temsili demokrasiyi savunur, ekonomik özgürlüğü vurgular.

Sosyal Liberalizm

Hükümetlerin vatandaşların özgürlüğünü teşvik etmede aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini ve gerçek özgürlüğün ancak vatandaşlar sağlıklı, eğitimli ve korkunç yoksulluktan arınmış olduğunda var olabileceğini savunmaktadır. Sosyal Liberaller hükümetler gelir adaletsizlikleri, yoksulluk, konut edinme hakkı, çalışma hakkı, çevre kirliliği ve vergi sistemlerine karşı eşitlik ve özgürlüğü vurgular. Fırsat eşitliği temelinde refah özürlüğünü öne sürer. Bireyler sosyal koşullardan zarara uğruyorsa, devletin, bu zararları azaltmak veya ortadan kaldırmak için sosyal sorumlulukları olduğunu ifade eder.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.