Medeniyetler Şehri Antakya’dan: Samandağ

2

Hatay Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biri. Yöredeki tarihi yaşam bulguları M.Ö. 100.000’lere kadar uzanır. Elde edilen buluntular; bölgenin orta paleolitik, neolotik, kalkolit dönemlerde ve tunç çağında yaygın bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını bizlere gösteriyor.

Hatay, UNESCO tarafından barış kenti adayı olmuş ve ikinci kent olarak seçilmiş.Çok uzun bir süre boyunca bir arada yaşamayı öğrenmiş, etnik kökenleri, dinleri farklı birçok topluluğa ev sahipliği yapan kozmopolit bir muhteşem bir şehir. Kısacası, çok eski bir yerleşim alanı olan Antakyayı anlata anlata bitiremeyebiliriz. Dünya’nın ilk ışıklandırılan caddesinin Hatay’da Kurtuluş Caddesi (Herod Caddesi) olduğunu biliyor muydunuz?

Antakya’yı kısa da olsa anlattım bu yazımda.

Şimdi ise size Antakya’nın eşsiz bir yeri olan Samandağ’dan bahsedeceğim.

Dünya’nın en uzun ikinci, Türkiye’nin de en uzun kumsalı olan Çevlik sahili diğer adıyla Seleucia Pieria.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kel Dağı’ nın yüksekliği: 1.709 m faal olmayan volkanik dağdır. Yılın belli dönemlerinde trekking yapanlara da rastlanıyor.

Titus Tüneli veya Vespasianus Tüneli adıyla bilinen tünel

Titus Flavius Vespasianus tarafından yaptırıldı, yapımı yüzyılı aşkın bir zaman sürdüğü düşünülüyor. Yaklaşık 1380 metre uzunluğunda. Tüneli yürümek isterseniz, duvarın kenarlarında su kanallarının yanı sıra büyük kayalıklar da var.

Tünelin belli bir noktası aydınlık belli noktaları karanlık oluyor. Tünel de yürüyüş yapmak biraz zor. Yürüyüşü tamamlarsanız da muhteşem bir bitki örtüsüyle karşılaşıyorsunuz.

Tünelin deniz tarafına bakan kısmında kaya mezarları bulunmakta.Halk arasında Beşikli Mağara olarak biliyor.Romalılar dönemine ait önemli kişilerin mezarları yer alıyor. Mezarların içleri ise zaman içerisinde boşaltılmış.

St.Simon Manastırı

Stilitler Tarikatı’nın kurucularından olan Aziz Simeon’un hikâyesi şöyle:

“MS 521 Antakya doğumlu Simeon, depremde kimsesiz kalınca kendisiyle aynı adı taşıyan Halep’te ünlü bir keşişin yanına gidiyor. Tarihte Yaşlı Simeon diye bilinen keşişin yanında dini eğitim alıyor. Genç Simeon Antakya’ya döndüğünde Samandağ’daki bu tepeye çıkıyor ve kendisini tamamiyle Hıristiyanlığa adıyor. Müritleriyle birlikte manastırı inşa ediyor ve Yaşlı Simeon gibi Tanrı’ya daha yakın olmak üzere bir sütunun üzerinde yaşamaya başlıyor.

Örme şeklinde harika sütun başlıkları, üzerinde haç işaretleri olan duvar taşları, üzerleri toprakla örtülmüş mozaikler, su sarnıçları var. Ve hemen yanında Rüzgargülleri de bulunuyor.

Hıdırbey köyünde bulunan Hz. Musa Ağacı ise görülmesi gereken yerlerden biri.

Burası ”Türkiye’nin Tek Ermeni Köyü” olarak bilinen Vakıflı Köyü. Bu köyün güzel yönlerinden biri de organik tarım ile uğraşması. Özellikle köye girdiğinizde  organik tarımla yetiştirdikleri portakal çiçeklerinin mis gibi kokusuyla karşılaşabilirsiniz.

Genel bir değerlendirme yaparsam da, Samandağ etnik olarak Türklerin dışında daha çok  Arapların, Ermenilerin ve Türkmenlerin yaşadığı bir bölge.Dinsel ve mezhepsel olarak ise Nusayri(Arap Alevisi) başta olmak üzere Sünni, Hıristiyan Ortodoks, Hıristiyan Katolikler ve Gregoryenler gibi çeşitli inanç grupları bulunmaktadır.

Bu kentimizin tarihi dokusunun bozulmamasını temenni ediyorum.

Hep Böyle Güzel Kal Samandağ….

2 Yorumlar
  1. Özgün diyor

    Muhteşem:)

  2. Ertunç diyor

    Türkiye’nin ender yerlerinden bir cennet diyebiliriz. Yazdıklarınızla Samandağ daha fazla bilgi sahibi oldum… Teşekkürler

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.