Anarşizmin Babası Mihail Bakunin Kimdir?

0

Mihail Aleksandroviç Bakunin (1814-1876) Rus anarşist. Anarşizm’in önde gelen ismi, Rus devrimci ve üretken bir politik yazar. Karl Marx‘la yaptığı kavga, yıllar sonra devrimci sosyalist hareketin anarşist ve marksist kanatlarını parçaladı. Politik görüşlerinden bahsetmeden önce Mihalin Bakunin hayatına kısaca bakalım;

Mihail Bakunin’in Hayatı

Mayıs 1814’te doğan (kesin tarih tartışmalı) Mihail Bakunin çok genç yaşlarda siyasete dahil oldu. İlk bilinen siyasi eseri Hegel’in “Gymnasial Lectures” ı Rusçaya çevirdiğinde, 22 yaşındaydı. (Hegel’in ilk kez Rusçaya çevrilen eseriydi.)

1842’de Bakunin  “The Reaction in Germany” adlı eserini yazdı. O dönem makalesi gençlik ve yeraltı gruplarına yayıldı. Yazısında Bakunin, Hegel’in diyalektik süreçteki pozitif vurgusunu tartıştı, bunun yerine negatifin diyalektiğin yaratıcı itici güç olduğunu ileri sürdü. Bu makalenin bitiş çizgisi, en çok alıntılanan cümlelerinden biridir;

 “Yıkım arzusu, aynı zamanda yaratıcı bir arzu da…”

Bakunin, Marx ve Proudhon’la ilk kez 1844’te Paris’te tanıştı ve bu isimler kısa süre sonra; Marx, Feuerbach, Ruge ve Bakunin, Deutsch-Französische Jahrbücher gazetesini kurdular.

1849 yılında Avrupa çapında yıllar süren devrimci çabalardan sonra Bakunin tutuklandı. Chemnitz’de hapsedilen Bakunin, Saksonya’da ölüm cezasına çarptırıldı ancak cezası ömür boyu hapis cezasına çevrildi. Avusturya hükümetinin talebi üzerine Bakunin Avusturya’ya iade edildi. Tekrar ölüm cezasına çarptırıldı ve yine cezası ömür boyu hapis cezasına çevrildi. Avusturya’dayken ciddi dayak ve işkence gördü. 1850’de, Bakunin Rusya’ya iade edildi. Burada Bakunin önümüzdeki 11 yılını çeşitli cezaevlerinde ve sonunda Sibirya sürgününde geçirdi. 1861 yılının Haziran ayında Bakunin Sibirya’dan kaçarak Japonya ve Kuzey Amerika’dan Londra’ya gitti.

Hapisten sonra, Bakunin politik çalışmalarının büyük çoğunluğunu yazdı ve anarşist teorisini daha da pekiştirdi ve rafine etti. Bakunin hapishaneden kaçışından sonra tartışmasız bir şekilde güçlendi. Tüm insanların ruhunu özgürleştirmek, eşitlik ve özgürlük elde etmemesi için caba harcadı.

Politik Görüşleri

Proudhon ve Bakunin, 19. yüzyıl anarşizminin kurucuları olarak yer alıyor. Bakunin ne olursa olsun, Tanrı da dahil tüm otorite sistemlerini reddediyordu. Ölümünden sonra yayınlanan Tanrı ve Devlet eserinde şu ifadeler yazar:

“İnsanın özgürleşmesi yalnızca buna bağlıdır çünkü o doğanın yasalarına itaat eder; onlar insana dışarıdan insanî veya ilâhî, kolektif veya bireysel her ne olursa olsun, herhangi bir yabancı irade tarafından empoze edildiği için değil, kendisi onları böyle kavradığı için.”

Anarşistler ve Marksistler ortak hedefi paylaşmakla birlikte, bu hedefe nasıl ulaşılacağı konusunda büyük anlaşmazlıklar yaşarlar. Anarşistler sınıfsız, devletsiz topluma devlet aygıtı yoluyla değil, emekçilerin özyönetim organları aracılığıyla ve proletarya diktatörlüğü gibi bir geçişi aşaması olmadan geçilmesi gerekliliğine inanırlar.

Marksistler böyle bir amacın imkânsız olduğuna ve anarşistlerin çok idealist olduğuna inanırlar. Devlet olgusunu yok etmeyi değil, onu ele geçirmeyi hedeflerler. Marksistler sınıfsız ve devletsiz topluma, bir siyasal geçiş dönemi olan proletaryanın devrimci iktidarı (proletarya diktatörlüğü) ile geçileceğini öngörürler.

Bakunin, Marx kadar devrimci bir tavır takınmaktan uzaktı ve varolan düzenin şiddetli yollarla devrilmesinde asla vazgeçmedi. O otorite için politik kontrolü, merkezileşmeyi ve itaatsizliği reddetti. Karakteristik olarak Alman düşünce ve örgütlenme biçimleri olarak gördüğü şeyleri kınadı ve bunun yerine Rus köylüsünde somutlaştığını söyleyen bir isyan ruhunu savundu. Bakunin’in anarşizmi antitezi olarak son şeklini aldı.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.