Oscar Wilde’nin Sözleri ve Kitapları

0

Oscar Wilde kitapları, sözleri, muazzam zekası, gösterişli stili ve sansasyonel hayatı ile bir döneme damga vuran ve dünya edebiyatının önemli isimlerinden biriydi. 

16 Ekim 1854’te Dublin’de doğan yazar, oyun yazarı ve şair Oscar Wilde, parlak zekâsı, gösterişli stili ve eşcinselliğe yönelik meşhur hapsi ile İngiltere’de popüler bir edebi şahsiyetti.

Oscar Wilde’ın Hayatı

Babası William Wilde, İrlanda da şöhretli bir doktordu. William Wilde daha sonra, fakirleri tedavi etmek için tamamen kendi masraflarıyla St. Mark’s Oftalmik Hastanesini kurdu. Oscar Wilde’ın annesi Jane Francesca Elgee yetenekli bir dilbilimci ile ilişkili bir şairdi.

Wilde parlak bir çocuktu. Enniskillen’deki Portora Kraliyet Okulu’na katıldı ve burada Yunan ve Roma eserlerine aşık oldu. 1871 yılında mezun olduktan sonra Wilde, Dublin’deki Trinity Koleji’ne katılmak için Royal School Bursu’na layık görüldü. Oxford’dan mezun olduktan sonra Wilde, Londra’nın yüksek toplumu arasında popüler bir portre sanatçısı olan arkadaşı Frank Miles ile birlikte yaşamak için Londra’ya taşındı. Orada, onun ilk koleksiyonunu, şiir yazma yayınlama odaklanmaya devam “Şiirler” kitabını yayınladı.

Oscar Wilde, Henry Longfellow, Oliver Wendell Holmes ve Walt Whitman da dahil olmak üzere günün önde gelen Amerikalı alim ve edebi şahsiyetleriyle tanışmayı başardı.  Amerikan turunun sona ermesi üzerine, Wilde eve döndü ve hemen 1884’ün ortasına kadar süren İngiltere ve İrlanda’nın başka yerlerinde dersler vermeye başladı.

29 Mayıs 1884’te Wilde, Constance Lloyd adında zengin bir İngiliz kadınıyla evlendi. İki oğulları vardı: 1885 doğumlu Cyril ve 1886 doğumlu Vyvyan. Düğünden bir yıl sonra Wilde, kısa süre önce modası geçmiş olan popüler bir İngiliz dergisi olan Lady’s World’ü çalıştırmak için işe alındı. İki yıl boyunca Lady’nin dünyasını düzenleyen Wilde, dergiyi “sadece kadınların giydiği şeyle değil, ne düşündükleriyle ve ne hissettikleriyle ilgilenmek” için kapsamını genişleterek yeniden canlandırdı. Bu dönemde “The Lady’s World ”, Wilde’ı yazdı.

Ölüm ve Miras

Siyasi ve edebiyat alanlarında farklı görüşleri yüzünden dikkat çeken Oscar Wilde, daha çok cinsel tercihleri nedeniyle kötülüklere çokça maruz kaldı. Yazar “ahlaksızlık” suçlamalarıyla yüz yüze kaldı ve 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezası bittikten sonra maddi anlamada zor günler geçiren Wilde, Paris’te oldukça kötü bir otel odasında 30 Kasım 1900’de 46 yaşında menenjit nedeniyle öldü.

Ölümünden bir asırdan sonra Oscar Wilde, kişisel hayatı, coşkulu kişiliği, zekası ve eşcinsellik yüzünden hapsedilmesi, edebi başarılarından daha iyi hatırlanıyor.

Sevgilisi Lord Alfred Douglas

Oscar Wilde Kitapları

1888’den başlayarak, halen Leydi’nin Dünyası’nın editörü olarak görev yaparken, Oscar Wilde yedi yıllık bir öfkeli yaratıcılığa girdi ve bu esnada neredeyse tüm büyük edebi eserlerini üretti. 1886’da, Wilde, çocuk öykülerinden oluşan bir koleksiyon olan “Mutlu Prens” ve “Diğer Öyküleri”ni yayınladı. 1891’de, estetiğin ilkelerini savunan bir deneme koleksiyonu olan Intentions’ı yayımladı ve aynı yıl, ilk ve tek romanı The Dorian Gray adlı kitabını yayınladı . Roman, gençliğini sürdürürken günah ve zevkin bir yaşam sürdüğü, kendi portresini çizdiği (dileklerini) isteyen güzel bir genç adam Dorian Gray hakkındadır. Roman günümüzde büyük ve klasik bir eser olarak görülse de o zamanlar eleştirmenler kitabı “ahlak eksikliği” üzerine sert şekilde eleştirdi.

Oscar Wilde tiyatro oyunları

Vera veya Nihlilistler, Padova Düşeşi, Lady Windermere’in Yelpazesi, Salome, Ehemiyetsiz Bir Kadın, İdeal Bir Koca, Ciddi Olmanın Önemi, Kutsal Metres, Bir Floransa Trajedisi

Oscar Wilde şiirleri

Sfenks, Mensur Şiirler, Revenna, Şiirler, Reading Zindanı Baladı

Oscar Wilde en ünlü şiiri ise ‘’Herkes Öldürür Sevdiğini’’:

Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücükle öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle.

Oscar Wilde Sözleri

– Hiçbir şey yapılmaya değmez, dünyanın yapılamaz dediklerinden başka.

– Herkes üç ciltlik bir roman yazabilir. Tek gereken, hayat ve edebiyat konusunda tam bir cehalettir.

– Vicdan ile korkaklık aslında tümüyle aynı şeylerdir, vicdan daha ticari bir isimdir, hepsi bu.

– Aşkta sadık olanlar aşkın yalnızca uçarı yönlerini bilirler; aşkın trajedilerini bilenlerse vefasızdırlar.

– Kendime yalan söylemeye başladığımdan beri, kimseye inanmıyorum.

– Kimse geçmişini geri satın alabilecek kadar zengin değildir.

– Evet, Dorian, her zaman seveceksin beni çünkü ben senin işlemeyi göze alamadığın tüm günahları simgeliyorum.

– Akıp giden bir bataklığın içindeyiz hepimiz ama yıldızlara bakıyor bazılarımız.

– Başkalarının düşüncelerine göre hareket edeceksek kendi düşüncelerimizin ne anlamı kalır.

– Var olan her kusursuz şeyin ardında acılar gizliydi. En sıradan çiçeğin açması için dünyanın çile çekmesi gerekiyordu sanki.

– Kadınlar sevilmek için yaratılmışlardır. Anlaşılmak için değil.

– Kadınlar gariptir sevmeyi bilmeyeni sever. Erkekler daha da gariptir, gider sevmeyi bilmemeyi seven kadını sever.

– Hayat o kadar lanet bir şey ki; herkesin yanlış yaptığını doğru yaparsan, yanlış yapmış sayılıyorsun!

– Sadece aptalların ciddiye alındığı bir dünyada yaşıyoruz. O halde beni anlamıyorlar diye üzülmek niye?

– Ruh yaşlı doğar fakat gençleşir; hayatın komedisi bu. Vücut da genç doğar gitgide yaşlanır. Bu da hayatın trajedisi.

– Dostun üzüntüsüne acı duyabilirsin. Bu kolaydır; ama dostun başarısına sempati duyabilmek, sağlam bir karakter gerektirir.

– İnsan kendi kişiliğinde konuşurken çok az kendisidir, ona bir maske ver ve sana doğruyu söylesin.

– Sadece aptalların ciddiye alındığı bir dünyada yaşıyoruz. O halde beni anlamıyorlar diye üzülmek niye?

– Kadınlar gariptir sevmeyi bilmeyeni sever. Erkekler daha da gariptir, gider sevmeyi bilmemeyi seven kadını sever.

– Alınyazımı değiştiremem; ama istemediğim kadere de boyun eğmem.

– İnsanların çoğu, kendileri değil başkalarıdır; düşünceleri başkalarının düşünceleridir; yaşamları başkalarını taklittir ve tutkuları ise alıntılardır. Şimdilerde insanlar öz benliklerinden korkuyorlar.

– İnsanlar daha çok kendilerinin ihtiyacı olan şeyleri başkalarına vermeye bayılırlar, mesela öğüt gibi.

– Kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki. Unutma, kimi gittiği yeri mutlu eder, kimi terk ettiği yeri.

– Herkes benim düşünceme katılırsa yanılmış olmaktan korkarım.

– Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.

– Hepimiz için bir dünya vardır. İyilikle kötülük, günahla suçsuzluk bu dünyanın içinde el ele yürürler.

– Gariptir kadınlar. Kendilerini güldüren erkekleri sadece severler; onları ağlatanlara ise aşık olurlar.

– İnsanların yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar.

– Akıp giden bir bataklığın içindeyiz hepimiz ama yıldızlara bakıyor bazılarımız.

– Akıllı bir adam kadınlar hakkında ne düşündüğünü söylemez.

– Oysa herkes öldürür sevdiğini, kulak verin bu dediklerime kimi bir bakışıyla yapar bunu, kimi dalkavukça sözlerle. Korkaklar öpücükle öldürür, yürekliler kılıç darbeleriyle. Kimi gençken öldürür sevdiğini, kimi yaşlıyken. Şehvetli ellerle boğar kimi, kimi altından ellerle. Merhametli kişi bıçak kullanır çünkü bıçakla ölen çabuk soğur kimi yeterince sevmez, kimi fazla sever. Kimi satar kimi de satın alır kimi gözyaşı döker öldürürken, kimi kılı kıpırdamadan çünkü herkes öldürür sevdiğini ama herkes öldürdü diye ölmez.

– Var olan her kusursuz şeyin ardında acılar gizliydi. En sıradan çiçeğin açması için dünyanın çile çekmesi gerekiyordu sanki.

– Ömürlerinde tek bir kez sevenlerdir asıl sığ olanlar. Onların vefa, sadakat diye adlandırdıkları şeyi ben, ya alışkanlığın verdiği rahatlığa ya da hayal gücünün yokluğuna bağlarım. Zihinsel yaşam için tutarlılık neyse duygusal yaşam için de vefa odur: basit bir yenilgi itirafı. Vefa! Bunu incelemem gerekiyor günlerden bir gün. Sahiplik tutkusu da giriyor bu işin içine. Başkaları alır diye korkmasak çoktan atacağımız bir sürü şey var.

– İnsan kendi kişiliğinde konuşurken çok az kendisidir, ona bir maske ver ve sana doğruyu söylesin.

– Hayat o kadar lanet bir şey ki; herkesin yanlış yaptığını doğru yaparsan, yanlış yapmış sayılıyorsun!

– Ne var ki müzik sözle konuşmaz. İçimizde yarattığı şey de yeni bir kaostur. Sözcükler! Basit, sıradan sözcükler! Nasıl da korkunçturlar! Nasıl duru, canlı ve acımasız! İnsan onlardan kaçamıyordu. Gene de nasıl elle tutulmaz bir büyüleri vardı! Maddesiz şeylere esnek bir form verme yeteneğine sahiptirler sanki, sanki kendilerine özgü bir müzikleri vardı, viyola gibi, flüt gibi tatlı. Gündelik sözler ha! Sözden daha gerçek bir şey var mıydı?

– Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen insandır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.